DUYURU / HABER

On the Exclusion of Evolution in the Updated Secondary School Biology Curriculum, Turkey

This press release is in response to the new biology curriculum announced by National Education Minister İsmet Yılmaz on 18.07.2017. You can access the PDF version of the description here.

19.07.2017

Late 2016 the Ministry of National Education announced plans to change the curriculum and published a draft curriculum, which had evolution (the last subject of 12th year Biology in the previous curriculum) removed. Early 2017 we voiced the necessity of covering evolutionary biology in the secondary school biology curriculum (full text of the statement in Turkish and a Nature Correspondence Article), stating that we would provide all the necessary scientific support to improve the curriculum in collaboration with the Ministry of National Education and its subunits.

In February 2017, together with leading biology and anthropology departments in Turkey, we compiled a report on biology curricula from various countries including Finland, Iran, England, USA and more (full text of the report in Turkish). This report on the importance and universality of teaching evolutionary biology during secondary school was signed by all three associations and department representatives and submitted to the Deputy Minister of Education, Orhan Erdem, and officials from the Board of Education during their curriculum preparation workshop in Antalya.

Despite the facts presented in our report, the Board of Education released a statement on 21.06.2017 indicating that the topic of evolution was going to be excluded from the curriculum on the basis of being too controversial and above the level of secondary school education. This statement has generated both national and international public opposition [1, 2]. The full text of the secondary school biology curriculum was released as of 18.07.2017, and we found that a few of our suggestions to the Ministry and the Board of Education were included in this statement [3]. Although we consider this a small positive step, the updated curriculum has overall created much disappointment in the life sciences community in our country. Suggestions listed in our report to the Ministry have been generally ignored, and in particular, fundamental terms and concepts such as “evolution”, “speciation”, “change through natural selection” excluded from the curriculum, all of which are crucial for understanding biological sciences as a whole.

Evolutionary biology, which was already poorly covered in the earlier curriculum in force since 2013, is thus now almost totally removed from the new curriculum. This makes it impossible for the secondary education system to fulfill its most basic principle: “educating people with the power of scientific thinking”.

The Ministry’s decision to decrease compulsory class hours for biology in the 9th and 10th grades from 3 hours in the weekly program (total of 108 lesson hours) to a mere 2 hours (total 72 lesson hours) is another poor choice. The unfortunate consequences of such decisions have been manifested in the past as the poor performance of Turkish students on international tests, such as PISA (The Programme for International Student Assessment) [4]. These decisions are at odds with the objectives of developing scientific literacy and promoting economic development in Turkey, and particularly of raising scientific productivity in the fields of medicine and biotechnology to international standards.

As mentioned above, we welcome as a positive step the fact that some changes have been made in line with our recommendations in the newly published secondary school biology curriculum. These amendments also demonstrate the importance of taking into account the opinions of relevant scientific experts while setting education curricula. However, this does not change the fact that, with the current update, our expert opinions have been mostly ignored and the resulting curriculum is far below universal standards.

As the below named organisations, we respectfully announce to the public that we will continue to share with the public and government officials all our effort to improve natural sciences and biology curricula in Turkey and to contribute our utmost to monitoring and evaluation activities to be carried out by the Ministry during the 2017-2018 academic year.

Ecology and Evolutionary Biology Society of Turkey

Molecular Biology Association of Turkey

Biologists Solidarity Association of Turkey

 

[1] https://www.theguardian.com/world/2017/jun/23/turkish-schools-to-stop-teaching-evolution-official-says

[2] https://www.nytimes.com/2017/06/23/world/europe/turkey-evolution-high-school-curriculum.html

[3] http://mufredat.meb.gov.tr/ProgramDetay.aspx?PID=170

[4] http://pisa.meb.gov.tr/wp-content/uploads/2016/12/PISA2015_Ulusal_Rapor1.pdf

Advertisements

Yeni Ortaöğretim Biyoloji Müfredatında Evrim Konusu Hakkında Açıklama

18.07.2017 tarihinde Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz tarafından açıklanan yeni biyoloji müfredatı ile ilgili kaleme aldığımız basın açıklamasını aşağıda bulabilirsiniz. Açıklamanın PDF versiyonuna buradan ulaşabilirsiniz.

For English please visit.

19.07.2017

2017 yılının ilk aylarında Milli Eğitim Bakanlığı’nın 2017-2018 taslak öğretim programında yapmayı planladığı değişikliklerin kamuoyuna yansımasının ardından evrimsel biyolojinin müfredatta yer almasının gerekliliğini dile getiren bir açıklama kaleme almış (açıklamanın tam metni), istendiği takdirde Milli Eğitim Bakanlığı ve alt birimlerine müfredatın geliştirilmesi için gerekli her türlü desteği vereceğimizi de belirtmiştik.

Şubat 2017’de ise  Türkiye’nin önde gelen biyoloji ve antropoloji bölümleriyle beraber çeşitli ülkelerdeki (Finlandiya, İran, İngiltere, ABD vd.) biyoloji müfredatlarını derleyerek bir rapor oluşturmuştuk (raporun tam metni). Ortaöğretimde evrimsel biyoloji öğretiminin önemi ve evrenselliğini ortaya koyan bu raporu imzası bulunan dernek ve bölüm temsilcileri ile birlikte Milli Eğitim Bakan Yardımcısı Orhan Erdem’e, Antalya’da yapılan toplantıda Talim Terbiye Kurulu (TTK) yetkililerine ve ilgili komisyon üyelerine iletmiştik.

Raporumuzda ortaya koyduğumuz verilere rağmen, TTK tarafından 21.06.2017 tarihinde evrim konusunun tartışmalı ve seviye üstü olduğu gerekçesi ile müfredattan çıkarılacağına dair bir açıklama yapılmış, konu hem ulusal hem de uluslararası kamuoyunda yer bulmuştur [1, 2]. Dün (18.07.2017) tam metni yayımlanmış olan ortaöğretim biyoloji dersi müfredatında [3], Bakanlık ve TTK’na yapmış olduğumuz önerilerin bir kısmına yer verilmiş olduğunu tespit ettik. Bunu olumlu bir adım olarak değerlendiriyoruz. Buna karşın müfredatın bütünü ülkemiz yaşam bilimleri camiasında hayal kırıklığı yaratmıştır. Özellikle de söz konusu müfredatta yer alması amacıyla bakanlığa önermiş olduğumuz “evrim”, “türleşme” ve “doğal seçilim yoluyla değişim” gibi biyolojinin bir bütün olarak anlaşılabilmesi için gerekli temel kavram ve terimlere yeni müfredatta yer verilmemiş olması, evrim konusunun biyoloji dersi müfredatında halen önemli ölçüde eksik kalmasına yol açmaktadır.

Türkiye’de 2013 yılından beri yürürlükte olan müfredatta yeterince yer bulamamış “evrim” konusunun, yeni müfredatta artırılmak yerine hemen hemen göz ardı edilmesi; Türkiye ortaöğretim sisteminin temel ilkelerinde vurgulanan “bilimsel düşünme gücüne sahip kişiler yetiştirmek” hedefine ulaşılmasını imkansız hale getirmektedir.

Ortaöğretim 9. ve 10. sınıflarda haftalık programda 3 saatlik yeri (toplam: 108 ders saati) olan biyoloji dersinin 2 saate indirilmesi (toplam: 72 ders saati) de hatalı bir karardır. Bu gibi kararların olumsuz yanları geçmişte Türkiye’nin PISA gibi uluslararası testlerde elde ettiği başarısız sonuçlar ile kendini göstermiştir [4]. Söz konusu kararlar, Türkiye’de bilimsel okur-yazarlığın geliştirilmesi ve ekonomik kalkınma hedefleriyle, özellikle de tıp ve biyoteknoloji alanlarında bilimsel üretimin uluslararası seviyelere çıkarılması hedefiyle taban tabana zıttır.

Yukarıda belirttiğimiz üzere, yeni yayımlanan ortaöğretim biyoloji müfredatında önerilerimiz doğrultusunda düzenlemeler yapılmış olmasını pozitif bir adım olarak karşılıyoruz. Yapılan değişiklikler, öğretim müfredatları belirlenirken konuyla ilgili uzmanların görüşlerinin dikkate alınmasının önemini de ortaya koymaktadır. Ancak bu durum, uzman görüşlerinin çoğunlukla göz ardı edilmiş olduğu ve ortaya çıkan müfredatın evrensel standartların çok altında olduğu gerçeğini değiştirmemektedir.

Aşağıda adı geçen kurumlar olarak “Fen Bilimleri” ve “Biyoloji” müfredatlarının geliştirilmesi için yürüttüğümüz çalışmaları kamuoyu ve Bakanlık yetkilileriyle paylaşmaya devam edeceğimizi ve 2017-2018 eğitim ve öğretim yılı boyunca Bakanlık tarafından sürdürülecek izleme ve değerlendirme faaliyetlerine elimizden gelen tüm katkıyı yapacağımızı kamuoyuna saygıyla duyururuz.

Ekoloji ve Evrimsel Biyoloji Derneği

Moleküler Biyoloji Derneği

Biyologlar Dayanışma Derneği

 

[1] https://www.theguardian.com/world/2017/jun/23/turkish-schools-to-stop-teaching-evolution-official-says

[2] https://www.nytimes.com/2017/06/23/world/europe/turkey-evolution-high-school-curriculum.html

[3] http://mufredat.meb.gov.tr/ProgramDetay.aspx?PID=170

[4] http://pisa.meb.gov.tr/wp-content/uploads/2016/12/PISA2015_Ulusal_Rapor1.pdf

 

Kurtların İnsanlarla Dansı

Kaynak: Işıl Öz, T24.

wolf-62898_1920

Zürih Üniversitesi’nde popülasyon ekolojisi alanında araştırmalarını sürdüren Doç. Dr. Arpat Özgül’ün ekibi kurtların insan coğrafyasında yaşayabileceği alanları belirlemek için sosyo-ekolojik bir yöntem geliştirdi. Kurtlara uygun ekolojik koşulları ve kurtların nerelerde insanlar tarafından kabul edildiğini incelemek için hem ekolojik hem de sosyolojik bileşenleri içeren yöntem oldukça ilgi çekti.

Yoğun ormanlarla kaplı olan İsviçre’nin üçte birinin kurtlara ekolojik açıdan uygun yaşam alanları sunduğunu, ancak yerel halkın kurtları kabul ettiği alanların çok sınırlı olduğunu söyleyen araştırma ekibinin çalışmasına göre, uygun çevre koşullarının ve insanların kurtlara karşı olumlu tutumunun örtüştüğü bu sınırlı bölgeler, kurt popülasyonunun devamı için kilit öneme sahip.

Yaptıkları açıklama şöyle:

“19. yüzyılın sonlarına doğru Avrupa’nın büyük bir bölümünden silinen kurt popülasyonu, yasal koruma programları sonucu tekrar eski yaşam alanlarında çoğalmaya başladı. Batı Avrupa’nın en yüksek coğrafyası olan İsviçre’deki kurt yayılımı, ekolojik koşulların uygunluğuna rağmen, Avrupa’nın diğer bölgelerine göre büyük ölçüde yavaş. Bunun önemli bir sebebi yöredeki insanların kurtlara karşı olumsuz tutumu.”

arpat-tr
Kurtların sosyoekolojik uygunluk haritası, ekolojik uygunluk ve insan kabul haritalarıyla oluşturuluyor. (siyah renk uygun alanları gösteriyor.)
İsviçre coğrafyasının kurtlar için ekolojik uygunluğunun belirlenmesinde ülke çapında bir coğrafi bilgi sistemi modeli kullanan araştırma ekibi, yerel halkın kurtlara karşı yaklaşımını belirlemek için de detaylı bir anket çalışması gerçekleştirdi. Rastgele seçilen on bin vatandaşa postayla gönderilen ankete, üçte bir oranında katılım gerçekleşti. Anketlere verilen yanıtları coğrafi bilgilerle birleştiren araştırmacılar bir “kurt kabul haritası” oluşturdu. Bu sosyolojik haritaya göre: dağlık kesimlerde ve özellikle küçükbaş hayvancılığın yoğun olduğu yerlerde kurt karşıtlığının arttığı; kurtların yaşam alanlarından uzak ve daha yoğun nüfuslu bölgelerde ise kurt karşıtlığının azaldığı görüldü. Halkın kurt karşıtlığının ana sebebi, kurtların insanlar için tehlikeli, hayvancılık ve yabanhayat için de zararlı olarak algılanması. Genç katılımcılar ve kurtların ekosisteme faydası olduğunu düşünen katılımcılar kurtlarla beraber yaşamaya daha olumlu bakıyorlar.

Makalenin başyazarı, yüksek lisans öğrencisi Dominik Behr, “Sosyolojik kabul haritamızı, yaşam alanı uygunluk haritasıyla örtüştürdüğümüzde, İsviçre coğrafyasının yalnızca yüzde altısının olumlu çevre ve sosyolojik koşullara sahip olduğunu gördük. Bu oran, ülke coğrafyasının ekolojik uygunluğu göz önüne alınırsa oldukça düşük.” dedi.

Araştırmanın danışmanı ve etobur ekolojisi uzmanı Dr. Gabriele Cozzi, ekip tarafından hazırlanan sosyoekolojik haritanın, kurt ve yerel halk arasındaki önemli çatışma bölgelerinin tanımlanmasını da sağladığının altını çizdi: “Örneğin, hangi bölgelerin kesintisiz bir kurt habitatı için önemli olduğunu ve bu bölgelerde çevre eğitimi ve ekonomik destek programlarının hangi konulara ağırlık vermesi gerektiğini gösteriyor. Olumlu çevre koşulları ve halkın olumlu tavrının örtüştüğü bölgeler, kurt popülasyonunun kısa vadede başarılı bir şekilde büyümesi için kilit bölgeler. Haritamızın gösterdiği önemli boşluklar ise – örneğin potansiyel koridor bölgeleri – kurt popülasyonunun kazanımına yönelik sosyoekolojik yönetim planlarının hedeflemesi gereken bölgelerdir.”

20170227234421_gabriele-cozzi-dominik-behr
Gabriele Cozzi ve Dominik Behr sosyoekolojik haritayı incelerken (Fotoğraf: Arpat Özgül)

“İnsan coğrafyası ile doğal alanlar git gide daha fazla çatışıyor”

Popülasyon Ekolojisi Araştırma Grubu’nun başındaki Doç. Dr. Arpat Özgül ise, bir bölgenin herhangi bir tür için uygunluğunu belirleyen ekolojik etkenleri kestirmenin nispeten kolay olduğunu, ancak, insan coğrafyası ile doğal alanların git gide daha fazla çatıştığını ifade etti. Bu yüzden, yerel halkın tutumunun ekolojik uygunluğu nasıl etkilendiğinin de dikkate alınması gerektiğini belirtti: “Bu yaptığımız araştırma, ekolojik ve sosyolojik etkenleri birleştirmenin etkin bir yolunu gösteriyor.”

Özgül için araştırmanın en ilginç yanlarından birisi halkın anketlere katılım oranının yüksekliği:

“Posta yoluyla yaptığımız bu anket çalışmasına hem kurt-severlerden, hem de kurt karşıtlarından çok yüksek bir oranda katılım gerçekleşti. Normalde bu tür bir çalışmaya yüzde 5-10 civarında katılım beklenirken, anket gönderdiğimiz her üç kişiden birisinin cevap vermiş olması, İsviçrelilerin kendi hayatlarını ve çevrelerini etkileyen konularda ne kadar aktif rol aldıklarını gösteriyor.”

Yöntem Türkiye’de de kullanılabilir mi? 

Tabii ki. Yeterli katılım sağlanırsa, benzer çalışmalar Türkiye’de insan-yabanhayat çatışmasının olduğu bölgelerin belirlenmesi ve bu bölgelerde etkili çevre yönetimi ve eğitim programlarının oluşturulması için de kullanılabilir.

Not: Bu yazı, Işıl Öz’ün T24‘teki haberinin Türkçeleştirilmiş haritalı halidir.

Zorunlu Eğitim Müfredatında Evrimsel Biyoloji Konusunun Gerekliliği Hakkında

ZORUNLU EĞİTİM MÜFREDATINDA EVRİMSEL BİYOLOJİ KONUSUNUN YER ALMASININ VE KAPSAMININ ARTIRILMASININ GEREKLİLİĞİ HAKKINDA

Ekteki rapor dosyasında yer alan metin, ilköğretimde Fen ve Teknoloji ile ortaöğretimde Biyoloji dersleri müfredatlarında evrimsel biyolojinin yer almasının ve ayrıntılı olarak işlenmesinin neden gerekli olduğunu açıklamaktadır. Milli Eğitim Bakanlığı tarafından duyurulan 2017-2018 Biyoloji ortaöğretim taslak öğretim programında evrimsel biyoloji konusunda tespit etmiş olduğumuz eksikliklerden yola çıkarak hazırlanmıştır. Metinde ve ekinde, gelişmiş ve gelişmekte olan birçok ülkenin (İngiltere, İran, Finlandiya vd.) biyoloji müfredatlarında evrim konusunun Türkiye’den çok daha kapsamlı bir biçimde işlendiği ortaya konmuştur. Türkiye’de evrimsel biyoloji konusunda araştırmalar gerçekleştiren bilim insanlarının, evrimsel biyoloji konusunun ilköğretim ve ortaöğretim derslerinde güncel bilgiler ışığında ne şekilde yer alması gerektiği konusunda Milli Eğitim Bakanlığı’na ve ilgili kurullarına her türlü desteğe hazır olduğu vurgulanmıştır.

Rapor üzerindeki çalışmalar devam etmekte olup, dosyanın önümüzdeki aylarda güncellenmesi beklenmektedir.

Rapor dosyası

Evrim Konusunun Ortaöğretim Müfredatından Çıkarılması Hakkında Açıklama

Evrim konusunun ortaöğretim müfredatından çıkarılması hakkında açıklama

Milli Eğitim Bakanlığı tarafından hazırlanan ve ders kitaplarının müfredatı konusunda belirleyici olacak 2017-2018 taslak öğretim programında, daha önceki öğretim programında yer alan “Hayatın Başlangıcı ve Evrim” başlıklı ünitenin kaldırılmış olduğunu üzülerek öğrenmiş bulunmaktayız. Eskiden beri yetersiz bir içerikle öğretilmekte olan biyolojik evrim kuramının, daha kapsamlı bir şekilde verilmesi yerine, müfredattan çıkarılmasını vahim bir hata olarak görmekteyiz. Yurtiçi ve yurtdışında ekoloji ve evrimsel biyoloji konularında çalışmalar yürüten ve çoğunlukla Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı bilim insanlarının oluşturduğu akademik bir dernek olarak, bu konudaki hassasiyetimizi Türkiye Cumhuriyeti kamuoyu ve Milli Eğitim Bakanlığı yetkilileri ile paylaşmak istiyoruz.

Canlılığın tarihi ve değişim mekanizmalarını inceleyen evrimsel biyoloji, canlı sistemlerin işleyişini anlamak için bilim insanlarının elindeki temel araçlardan birisidir. Bu konu gelişmiş ülkelerin eğitim müfredatlarında ilköğretim sınıflarından itibaren kapsamlı bir içerik ile yer almaktadır. Ayrıca yeni taslak programın hazırlanmasında benimsendiği belirtilen Finlandiya öğretim modeli ile karşılaştırıldığında evrim öğretimi konusunda gerekli içerik ve kapsamın ihmal edildiği göze çarpmaktadır. Eğer önerildiği gibi lise son sınıf biyoloji dersinin müfredatından “Hayatın Başlangıcı ve Evrim” başlıklı ünite kaldırılır ve bu konuda yetersiz içeriği ve eğitim kazanımları olan “Canlılar ve Çevre” ünitesi ile yetinilir ise Türkiye’de öğrencilerin yaşamın tarihi ve evrimsel biyolojiyi öğrenemeden liseden mezun olmaları söz konusu olacaktır. Bu durum yeni nesillerin yaşam bilimlerini eksik ve yanlış kavramasına, toplumda bilimsel okur-yazarlığın iyice zayıflamasına yol açacaktır. Günümüzde tarımdan nanoteknolojiye, tıp ve eczacılıktan doğanın korunmasına kadar birçok alanda katma değeri yüksek buluşlar, evrimsel biyolojinin bulgularına dayanmaktadır. Ayrıca, Türkiye’nin yaşam ve sağlık bilimleri alanlarında ilerlemesi de ancak kuvvetli bir evrim eğitimi ile mümkündür.

Ekoloji ve Evrimsel Biyoloji Derneği olarak, söz konusu müfredat taslağındaki bu vahim hatadan geri dönülmesi, aksine yeni müfredatta evrimsel biyoloji ünitesinin uluslararası biyoloji eğitimi standartlarına uygun biçimde geliştirilerek yer alması konusunda Milli Eğitim Bakanlığı’nı ve ilgili alt birimlerini göreve çağırıyoruz. Dernek üyesi olan evrimsel biyolog ve ekolog uzmanlarımızın Bakanlık ve Talim Terbiye Kurulu’nun ilgili personeline bu konuda her türlü desteği vermeye hazır olduğunu da bildiririz.

Kamuoyuna saygıyla duyurulur.